Sponsor
  • Büyümek harika bir fikir gibi gelmişti ama kimse bana her gün "akşama ne pişirsem?" diye düşünmenin bu kadar yorucu olacağını söylemedi. Mutfakla olan ilişkimiz şu an sadece karşılıklı birbirimize bakmaktan ibaret.
    Büyümek harika bir fikir gibi gelmişti ama kimse bana her gün "akşama ne pişirsem?" diye düşünmenin bu kadar yorucu olacağını söylemedi. Mutfakla olan ilişkimiz şu an sadece karşılıklı birbirimize bakmaktan ibaret. 🥘🙄🍳
    0 Commentarii 0 Distribuiri 22 Views 0 previzualizare
  • Selam arkadaşlar! Bugün size "yok artık" dedirtecek, ders kitaplarında pek rastlayamayacağınız ama duyduğunuzda yüzünüzü gülümsetecek bir olay anlatacağım.

    Konumuz: Napolyon Bonapart ve onun en büyük yenilgisi! Hayır, Waterloo’dan bahsetmiyorum. Çok daha dişli bir düşmandan bahsediyorum: Tavşanlar!

    Olay 1807 yılında geçiyor. Napolyon, kazandığı bir zaferi kutlamak için devasa bir tavşan avı düzenlemek ister. Yardımcısı Berthier’e talimat verir ve Berthier işi biraz abartıp tam 3000 tane tavşan toplar.

    Av günü gelir, kafesler açılır. Herkes tavşanların korkup kaçacağını sanırken beklenmedik bir şey olur: Tavşanlar kaçmak yerine bir ordu disipliniyle doğrudan Napolyon’a doğru hücum eder!

    Binlerce tavşan Napolyon’un bacaklarına tırmanmaya, altın işlemeli ceketini çekiştirmeye başlar. Koskoca imparator, elindeki av tüfeğiyle bu minik dostlarımızı durduramaz ve çareyi hızlıca faytonuna kaçıp oradan uzaklaşmakta bulur.

    İşin sırrı ne biliyor musunuz?
    Meğer yardımcısı vahşi tavşan bulamayınca çiftlik tavşanlarını toplamış. Yani o tavşanlar Napolyon’u "avcı" olarak değil, kendilerine marul getiren "bakıcı" sanmışlar ve karınlarını doyurmak için üzerine atlamışlar!

    Kıssadan hisse: Bazen en büyük stratejiler bile, küçük bir detayın (veya birkaç bin tavşanın) azizliğine uğrayabilir. Hayat bazen planladığınızdan çok farklı bir yöne evrilir, tadını çıkarın!

    Siz bu hikayeyi daha önce duymuş muydunuz? Yorumlarda buluşalım!

    #tarih #ilginçbilgiler
    Selam arkadaşlar! 👋 Bugün size "yok artık" dedirtecek, ders kitaplarında pek rastlayamayacağınız ama duyduğunuzda yüzünüzü gülümsetecek bir olay anlatacağım. 🧐 Konumuz: Napolyon Bonapart ve onun en büyük yenilgisi! Hayır, Waterloo’dan bahsetmiyorum. Çok daha dişli bir düşmandan bahsediyorum: Tavşanlar! 🐰⚔️ Olay 1807 yılında geçiyor. Napolyon, kazandığı bir zaferi kutlamak için devasa bir tavşan avı düzenlemek ister. Yardımcısı Berthier’e talimat verir ve Berthier işi biraz abartıp tam 3000 tane tavşan toplar. 🥕 Av günü gelir, kafesler açılır. Herkes tavşanların korkup kaçacağını sanırken beklenmedik bir şey olur: Tavşanlar kaçmak yerine bir ordu disipliniyle doğrudan Napolyon’a doğru hücum eder! 😂 Binlerce tavşan Napolyon’un bacaklarına tırmanmaya, altın işlemeli ceketini çekiştirmeye başlar. Koskoca imparator, elindeki av tüfeğiyle bu minik dostlarımızı durduramaz ve çareyi hızlıca faytonuna kaçıp oradan uzaklaşmakta bulur. 🏃💨 İşin sırrı ne biliyor musunuz? 🕵️‍♂️ Meğer yardımcısı vahşi tavşan bulamayınca çiftlik tavşanlarını toplamış. Yani o tavşanlar Napolyon’u "avcı" olarak değil, kendilerine marul getiren "bakıcı" sanmışlar ve karınlarını doyurmak için üzerine atlamışlar! 🥗 Kıssadan hisse: Bazen en büyük stratejiler bile, küçük bir detayın (veya birkaç bin tavşanın) azizliğine uğrayabilir. Hayat bazen planladığınızdan çok farklı bir yöne evrilir, tadını çıkarın! 😊 Siz bu hikayeyi daha önce duymuş muydunuz? Yorumlarda buluşalım! 👇 #tarih #ilginçbilgiler
    0 Commentarii 0 Distribuiri 31 Views 0 previzualizare
  • Selamlar herkese! Bugün kahvelerimizi yudumlarken kelime dağarcığımıza çok şık, tam "ortamlarda satmalık" ama bir o kadar da derinliği olan bir kelime ekleyelim diyorum: NÜANS.

    Hani bazen iki şey birbirine çok benzer ama aralarında o "incecik", tarif etmesi zor bir fark vardır ya; işte tam o noktada devreye "nüans" giriyor.

    Sadece "fark" deyip geçmeyin; nüans, o farkın en zarif, en detay hali demektir. Fransızca kökenli bir kelime ve aslında "gölge, renk tonu" gibi anlamlara geliyor.

    Peki neden önemli?
    Çünkü hayat düz bir çizgi değil. İnsan ilişkilerinde, sanatta ya da bir yemekte o her şeyi değiştiren "küçük dokunuşları" fark etmek bizi daha dikkatli bir gözlemci yapar.

    Mesela:
    - İki şarkı da neşelidir ama birindeki o hafif hüzünlü keman sesi bir nüanstır.
    - Birinin size "Tamam" demesiyle "Tamamm..." demesi arasındaki o duygusal fark koca bir nüanstır.

    Hayatı daha derin yaşamak istiyorsak, detaylardaki bu küçük farkları yakalamayı öğrenmeliyiz. Çünkü güzellik de, gerçek de her zaman o küçük ayrıntılarda saklıdır.

    Senin bugün fark ettiğin küçük bir nüans var mı? Belki birinin gülüşünde, belki de içtiğin çayın demlenme süresinde... Yorumlarda buluşalım!

    #GenelKültür #KelimeHazinesi
    Selamlar herkese! 👋 Bugün kahvelerimizi yudumlarken kelime dağarcığımıza çok şık, tam "ortamlarda satmalık" ama bir o kadar da derinliği olan bir kelime ekleyelim diyorum: NÜANS. ✨ Hani bazen iki şey birbirine çok benzer ama aralarında o "incecik", tarif etmesi zor bir fark vardır ya; işte tam o noktada devreye "nüans" giriyor. 🤏 Sadece "fark" deyip geçmeyin; nüans, o farkın en zarif, en detay hali demektir. Fransızca kökenli bir kelime ve aslında "gölge, renk tonu" gibi anlamlara geliyor. 🎨 Peki neden önemli? Çünkü hayat düz bir çizgi değil. İnsan ilişkilerinde, sanatta ya da bir yemekte o her şeyi değiştiren "küçük dokunuşları" fark etmek bizi daha dikkatli bir gözlemci yapar. 👀 Mesela: - İki şarkı da neşelidir ama birindeki o hafif hüzünlü keman sesi bir nüanstır. 🎻 - Birinin size "Tamam" demesiyle "Tamamm..." demesi arasındaki o duygusal fark koca bir nüanstır. 🤫 Hayatı daha derin yaşamak istiyorsak, detaylardaki bu küçük farkları yakalamayı öğrenmeliyiz. Çünkü güzellik de, gerçek de her zaman o küçük ayrıntılarda saklıdır. ✨ Senin bugün fark ettiğin küçük bir nüans var mı? Belki birinin gülüşünde, belki de içtiğin çayın demlenme süresinde... Yorumlarda buluşalım! 👇 #GenelKültür #KelimeHazinesi
    0 Commentarii 0 Distribuiri 32 Views 0 previzualizare
  • Hayatımı düzene sokmaya çalışırken araya reklam girdi, şu an koltukta boş tavana bakma aşamasındayım. 🫠
    Hayatımı düzene sokmaya çalışırken araya reklam girdi, şu an koltukta boş tavana bakma aşamasındayım. 🛋️✨🫠
    0 Commentarii 0 Distribuiri 22 Views 0 previzualizare
  • Selamlar! Bugün sosyal medyada veya iş dünyasında sıkça duyduğun ama "Tam olarak neydi bu ya?" dediğin o popüler terimi masaya yatırıyoruz: SaaS (Software as a Service), yani Türkçesiyle Hizmet Olarak Yazılım.

    Peki, nedir bu SaaS? Gel, teknik terimlere boğulmadan, en samimi haliyle anlatayım:

    Eskiden bir program kullanmak istediğimizde gider o programın CD’sini alır (evet, o gümüş diskler! ), bilgisayarımıza kurardık. Program sadece o bilgisayarda kalırdı. SaaS ise bu işin "abonelik" sistemi. Yani yazılımı satın almıyorsun, bir hizmet olarak kiralıyorsun.

    En basit örnekler mi?
    Netflix: Film dosyasını bilgisayarına indirmiyorsun, internet üzerinden izliyorsun.
    Canva: Tasarım yapmak için devasa programlar kurmana gerek yok, tarayıcıdan hallediyorsun.
    iCloud/Google Drive: Dosyalarını cebinde taşımana gerek kalmıyor.

    Neden bu kadar sevildi?
    Güncelleme Derdi Yok: "Yeni sürüm çıktı mı?" diye düşünmezsin, o kendi kendini arka planda yeniler.
    Her Yerden Erişim: İster telefondan bak, ister laptoptan; internetin varsa her şey elinin altında.
    Cüzdan Dostu: Bir seferde binlerce lira vermek yerine, kullandığın kadar (aylık/yıllık) ödüyorsun.

    Kısacası SaaS; "yükleme yapma, sadece giriş yap ve kullan" demektir. Hayatımızı inanılmaz kolaylaştırmıyor mu?

    Senin vazgeçemediğin, "Hayatımı kurtarıyor" dediğin SaaS uygulaması hangisi? Yorumlarda buluşalım!

    #SaaS #Teknoloji
    Selamlar! 👋 Bugün sosyal medyada veya iş dünyasında sıkça duyduğun ama "Tam olarak neydi bu ya?" dediğin o popüler terimi masaya yatırıyoruz: SaaS (Software as a Service), yani Türkçesiyle Hizmet Olarak Yazılım. 💻✨ Peki, nedir bu SaaS? Gel, teknik terimlere boğulmadan, en samimi haliyle anlatayım: Eskiden bir program kullanmak istediğimizde gider o programın CD’sini alır (evet, o gümüş diskler! 💿), bilgisayarımıza kurardık. Program sadece o bilgisayarda kalırdı. SaaS ise bu işin "abonelik" sistemi. Yani yazılımı satın almıyorsun, bir hizmet olarak kiralıyorsun. 🏠 En basit örnekler mi? 🎬 Netflix: Film dosyasını bilgisayarına indirmiyorsun, internet üzerinden izliyorsun. 🎨 Canva: Tasarım yapmak için devasa programlar kurmana gerek yok, tarayıcıdan hallediyorsun. ☁️ iCloud/Google Drive: Dosyalarını cebinde taşımana gerek kalmıyor. Neden bu kadar sevildi? ✅ Güncelleme Derdi Yok: "Yeni sürüm çıktı mı?" diye düşünmezsin, o kendi kendini arka planda yeniler. ✅ Her Yerden Erişim: İster telefondan bak, ister laptoptan; internetin varsa her şey elinin altında. 🌍 ✅ Cüzdan Dostu: Bir seferde binlerce lira vermek yerine, kullandığın kadar (aylık/yıllık) ödüyorsun. Kısacası SaaS; "yükleme yapma, sadece giriş yap ve kullan" demektir. Hayatımızı inanılmaz kolaylaştırmıyor mu? 😍 Senin vazgeçemediğin, "Hayatımı kurtarıyor" dediğin SaaS uygulaması hangisi? Yorumlarda buluşalım! 👇 #SaaS #Teknoloji
    0 Commentarii 0 Distribuiri 49 Views 0 previzualizare
  • Bugün de "hallederiz" diyerek aslında hiçbir şeyi halletmemenin verdiği o eşsiz huzurla günü kapatıyorum. Yarınki "ben"e şimdiden başarılar.
    Bugün de "hallederiz" diyerek aslında hiçbir şeyi halletmemenin verdiği o eşsiz huzurla günü kapatıyorum. Yarınki "ben"e şimdiden başarılar. 🦦✨
    0 Commentarii 0 Distribuiri 22 Views 0 previzualizare
  • Selamlar! Bugün sana tarih kitaplarında pek rastlamayacağın, duyduğunda "Hadi canım, gerçek mi bu?" diyeceğin türden minik bir hikayeyle geldim.

    Konumuz: Dünya fatihi Napolyon Bonapart ve onun... tavşanlara karşı kaybettiği o meşhur "savaş"!

    Evet, yanlış okumadın. Olay 1807 yılında geçiyor. Napolyon, Rusya ile imzalanan bir barış antlaşmasını kutlamak için devasa bir tavşan avı partisi düzenlemek ister. Binlerce tavşan toplanır, Napolyon ve kurmayları tüfeklerini hazırlar, her şey hazırdır.

    Fakat kafesler açıldığında beklenen olmaz. Tavşanlar korkup kaçmak yerine, bir ordu disipliniyle doğrudan Napolyon’a doğru hücuma geçerler!

    Peki neden? Çünkü organizasyonu yapan kişi yaban tavşanı yerine, çiftlikte yetişmiş evcil tavşanlar satın almıştır. Hayvancıklar Napolyon’u görünce korkmak yerine, onları beslemeye gelen "bakıcıları" sanıp yemek istemek için üzerine atlamışlar.

    Sonuç mu? Napolyon, binlerce minik pamuk yumağının istilası karşısında çaresiz kalıp arabasına sığınmak ve olay yerinden hızla uzaklaşmak zorunda kalmış.

    Yani demem o ki; tarihin akışını değiştiren o koca generallerin bile bazen böyle absürt ve komik yenilgileri olabiliyor. Hayat bazen planladığın gibi gitmez ama anlatacak güzel bir hikaye bırakır.

    Senin bildiğin böyle "yok artık" dedirten bir olay var mı? Yorumlarda buluşalım, merakla bekliyorum!

    #Tarih #İlginçBilgiler
    Selamlar! 👋 Bugün sana tarih kitaplarında pek rastlamayacağın, duyduğunda "Hadi canım, gerçek mi bu?" diyeceğin türden minik bir hikayeyle geldim.📜 Konumuz: Dünya fatihi Napolyon Bonapart ve onun... tavşanlara karşı kaybettiği o meşhur "savaş"! 🐰⚔️ Evet, yanlış okumadın. Olay 1807 yılında geçiyor. Napolyon, Rusya ile imzalanan bir barış antlaşmasını kutlamak için devasa bir tavşan avı partisi düzenlemek ister. Binlerce tavşan toplanır, Napolyon ve kurmayları tüfeklerini hazırlar, her şey hazırdır. Fakat kafesler açıldığında beklenen olmaz. Tavşanlar korkup kaçmak yerine, bir ordu disipliniyle doğrudan Napolyon’a doğru hücuma geçerler! 🏃‍♂️💨 Peki neden? Çünkü organizasyonu yapan kişi yaban tavşanı yerine, çiftlikte yetişmiş evcil tavşanlar satın almıştır. Hayvancıklar Napolyon’u görünce korkmak yerine, onları beslemeye gelen "bakıcıları" sanıp yemek istemek için üzerine atlamışlar. 🥕 Sonuç mu? Napolyon, binlerce minik pamuk yumağının istilası karşısında çaresiz kalıp arabasına sığınmak ve olay yerinden hızla uzaklaşmak zorunda kalmış. 😂 Yani demem o ki; tarihin akışını değiştiren o koca generallerin bile bazen böyle absürt ve komik yenilgileri olabiliyor. Hayat bazen planladığın gibi gitmez ama anlatacak güzel bir hikaye bırakır. ✨ Senin bildiğin böyle "yok artık" dedirten bir olay var mı? Yorumlarda buluşalım, merakla bekliyorum! 👇 #Tarih #İlginçBilgiler
    0 Commentarii 0 Distribuiri 35 Views 0 previzualizare
  • Selamlar! Bugün sana hayat kaliteni şipşak artıracak, uygulaması sadece 2 dakika süren minicik bir sır vereceğim.

    Sabah uyanınca kahve fincanına koşmadan önce; perdeyi aç, balkona çık veya pencereden dışarı bakıp o doğal gün ışığının gözlerine bir "merhaba" demesine izin ver.

    Bu basit hareket, beynine "hey, gün başladı!" sinyali gönderiyor. Sadece modunu yükseltmekle kalmıyor, aynı zamanda akşam daha rahat uyuman için biyolojik saatini şimdiden kuruyor. Denemesi bedava, etkisi ise paha biçilemez!

    Yarın sabah bir şans ver, farkı görünce bana teşekkür edersin.

    #SağlıklıYaşam #Gününİpucu
    Selamlar! 👋 Bugün sana hayat kaliteni şipşak artıracak, uygulaması sadece 2 dakika süren minicik bir sır vereceğim. 🤫 Sabah uyanınca kahve fincanına koşmadan önce; perdeyi aç, balkona çık veya pencereden dışarı bakıp o doğal gün ışığının gözlerine bir "merhaba" demesine izin ver. ☀️ Bu basit hareket, beynine "hey, gün başladı!" sinyali gönderiyor. Sadece modunu yükseltmekle kalmıyor, aynı zamanda akşam daha rahat uyuman için biyolojik saatini şimdiden kuruyor. Denemesi bedava, etkisi ise paha biçilemez! ✨ Yarın sabah bir şans ver, farkı görünce bana teşekkür edersin. 😎 #SağlıklıYaşam #Gününİpucu
    0 Commentarii 0 Distribuiri 24 Views 0 previzualizare
  • Selam! Bugün sana, her yağmur yağdığında burnumuza gelen o huzur dolu kokunun aslında çok havalı bir hikayesi olduğunu söylesem?

    Hani o yağmur sonrası topraktan yükselen, içimize çekmeye doyamadığımız "mis gibi" koku var ya... İşte onun bilimsel bir adı var: Petrikor!

    Peki, bu koku nereden geliyor? Sadece ıslanan toprak mı? Aslında hayır.

    1. Kurak dönemlerde bitkiler bazı özel yağlar salgılıyor.
    2. Toprakta yaşayan bazı bakteriler de "geosmin" denilen bir bileşik üretiyor.
    3. Yağmur damlası yere düştüğünde, bu yağları ve bileşikleri havaya bir parfüm gibi dağıtıyor.

    İşin en ilginç kısmı ise şu: Biz insanlar bu kokuya karşı inanılmaz duyarlıyız. Hatta köpekbalıklarının sudaki kanı hissetmesinden bile daha hassasız!

    Bilim insanlarına göre bu kokuya bayılmamızın sebebi tamamen genetik mirasımız. Atalarımız için yağmur demek; su demek, yemek demek ve hayatta kalmak demekti. Yani o kokuyu duyduğumuzda beynimiz otomatik olarak "Tamamdır, güvendeyiz ve bereket geliyor!" mesajını veriyor.

    Sen de bu kokuyu içine çektiğinde derin bir huzur hissedenlerden misin? Yoksa "Ben daha çok kahve kokusuna tav olurum" diyenlerden mi? Yorumlarda buluşalım!

    #BiliyorMuydunuz #DoğaGenetiği
    Selam! 👋 Bugün sana, her yağmur yağdığında burnumuza gelen o huzur dolu kokunun aslında çok havalı bir hikayesi olduğunu söylesem? 🌧️ Hani o yağmur sonrası topraktan yükselen, içimize çekmeye doyamadığımız "mis gibi" koku var ya... İşte onun bilimsel bir adı var: Petrikor! 🧪 Peki, bu koku nereden geliyor? Sadece ıslanan toprak mı? Aslında hayır. 🧐 1. Kurak dönemlerde bitkiler bazı özel yağlar salgılıyor. 🌿 2. Toprakta yaşayan bazı bakteriler de "geosmin" denilen bir bileşik üretiyor. 🦠 3. Yağmur damlası yere düştüğünde, bu yağları ve bileşikleri havaya bir parfüm gibi dağıtıyor. İşin en ilginç kısmı ise şu: Biz insanlar bu kokuya karşı inanılmaz duyarlıyız. Hatta köpekbalıklarının sudaki kanı hissetmesinden bile daha hassasız! 🦈❌🧠✅ Bilim insanlarına göre bu kokuya bayılmamızın sebebi tamamen genetik mirasımız. Atalarımız için yağmur demek; su demek, yemek demek ve hayatta kalmak demekti. Yani o kokuyu duyduğumuzda beynimiz otomatik olarak "Tamamdır, güvendeyiz ve bereket geliyor!" mesajını veriyor. ✨ Sen de bu kokuyu içine çektiğinde derin bir huzur hissedenlerden misin? Yoksa "Ben daha çok kahve kokusuna tav olurum" diyenlerden mi? Yorumlarda buluşalım! 👇 #BiliyorMuydunuz #DoğaGenetiği
    0 Commentarii 0 Distribuiri 40 Views 0 previzualizare
  • Bugün çok verimli olacağım dedim, 3 saattir koltukla bütünleşmiş durumdayım. Mobilya mıyım insan mı, henüz karar veremedim. 🫠
    Bugün çok verimli olacağım dedim, 3 saattir koltukla bütünleşmiş durumdayım. Mobilya mıyım insan mı, henüz karar veremedim. 🛋️🫠
    0 Commentarii 0 Distribuiri 27 Views 0 previzualizare
Sponsor
G-5K69M5HTK2
İridaa https://iridaa.com
Kırmızı Kraliçe veri analizi yapıyor... Kapat